kbb-estetikburun.com


ÇOCUK KBB HASTALIKLARI:
° Çocuk Sinüzitleri
° Burun Kanamaları
° Kulak Burun Boğaz Yabancı Cisimleri
° Bademcik ve Genizeti
° Bebeklerde Duyma Bozuklukları
° Kulakta Sıvı Toplanması ve Kulak Tüpü Ameliyatı
Hastalıklar Hakkında ayrıntılı bilgi için konu başlıklarına tıklayın...

ÇOCUK SİNÜZİTLERİ: 

Erişkinlerde çok iyi bilinen sinüzit hastalığı çocuklarda da sık rastlanılan önemli bir sağlık sorunudur.

Sinüsler burun etrafındaki kemikler, üst çene kemikleri ve alın kemiği içinde bulunan hava dolu boşluklardır. Bu boşluklar iltihaplandığında ortaya çıkan enfeksiyona sinüzit adı verilir. İltihaplanmanın nedeni, bakteri veya virüs cinsi mikroplardır, bazen de her iki tür birlikte bulunabilir.

Çocuklarda bağışıklık sisteminin henüz tam gelişmemiş olması, alerjik eğilimlerin sıkça görülmesi ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesi sinüzite yatkınlık sağlamaktadır.
Ayrıca çocuklarda burun gerisinde irileşerek burun tıkanıklığına yol açan geniz eti mikrobik odak olarak ya da kitle etkisi ile sinüslerin temizlenmesini bozar. Bu durum da çocuk sinüzitlerinin oluşmasına yol açabilir. Sinüzit, çocuklarda orta kulak iltihabından sonra ikinci en çok antibiyotik kullanım sebebidir. Bu iki hastalık bazen birlikte ve birbirleri ile ilişkili olabilirler.

Çocukların çoğunda akut sinüzit ya kendiliğinden, ya da antibiyotik tedavisi ile genellikle 2-3 hafta içinde iyileşir.

Belirtiler nelerdir?
10-14 günden fazla süren soğuk algınlığı (nezle/grip), bazen hafif ateş yükselmesi ile birlikte olabilir.
Burun tıkanıklığı, horlama,
Koyu kıvamlı, sarı-yeşil renkli burun akıntısı,
Geniz akıntısı, bazen boğazda yanma ile kendini belli edebilir.
Nefeste kötü koku, mide bulantısı ve/veya kusma,
İnatçı öksürükler,
Baş ağrısı (genelde 6 yaşından büyüklerde),
Huzursuzluk, bitkinlik, kişilik değişimleri, dikkat dağınıklığı
Gözlerin çevresinde şişme, gözaltlarında morluk.

Küçük çocuklarda da yukarıdaki şikayetler bulunabilir, ancak genellikle bu şikayetlerini iyi ifade edemezler. Hastalık, yüksek ateş ve iltihaplı burun akıntısı nedeniyle her zamankinden biraz daha şiddetli ve 10 günden daha fazla uzamış bir "soğuk algınlığı" zannedilebilir.

Tanı nasıl konmaktadır?
Yine de çocuklarda sinüzit tanısını koymak artık daha da kolay yapılabilmektedir. Çocuk sinüzitlerinin tanısında çoğu kez klasik röntgen incelemeleri yapılmamaktadır. Muayenehane koşullarında ve çocuğa her hangi rahatsızlık vermeden deneyimli uzman tarafından yapılabilen endoskopik muayenede sadece sinüzit değil, geniz etinin varlığı ve büyüklüğü de kesin bir şekilde saptanabilmektedir. Böylelikle tedavi kararı da uygun olarak alınabilmektedir.

Sinüzit riski azaltılabilir mi?
Günlük hayatınızdaki koşullarda küçük değişikler yaparak çocuğunuzda sinüzit riskini azaltabilirsiniz. Örneğin, kış aylarında, özellikle kaloriferli evlerde iyice kuruyan havayı, solunum yolları için ideal olan %35-%50 nem oranına ulaşacak şekilde bir nemlendirme cihazı ile nemlendirmek yararlıdır. Yaz aylarında çocuğunuz yüzme havuzuna giriyorsa, başını suyun dışında tutmasını ve derine dalmamasını tavsiye ediniz. Sigara içiyorsanız, bırakınız. Çocuğunuz allerjik bünyeliyse, allerji önlemlerine ve tedavisine her zaman özen gösteriniz. Kreş ortamları da sağlıklı değilse meydana gelebilecek üst solunum yolu enfeksiyonları sinüziti tetikleyebilir.

Tedavi nasıl yapılmalı?
Çocuk sinüzitleri, kullanma süresi 3 haftaya kadar çıkabilen ve genellikle ağızdan verilen antibiyotikler ile tedavi edilir. Antibiyotikle birlikte, dekonjestan (burun açıcı) maddeler içeren ve daha çok soğuk algınlığı ilacı olarak bilinen ilaçlar yararlı olabilir. Allerjiye karşı kullanılan antihistaminikler, allerjik bünyeli çocukların tedavisinde yeri vardır.
Evde sizin de uygulayabileceğiniz öneriler ise; eğer doktorunuz antibiyotik tedavisi önerdiyse, ilaçları önerilen doz ve sürede kullanınız. Böylece sinüzite neden olan bakteri türü mikroplar tamamen yok edilecek ve tekrar sinüzite neden olacak şekilde üremeleri önlenebilecektir.
Bir nemlendirme cihazı ile oda havasını nemlendiriniz. Eğer çocuğunuz iltihaplı sinüs bölgesinde ağrıdan şikayet ediyorsa, ağrıyan bölge üzerine ılık bir havlu koyarak onu rahatlatabilirsiniz. Eğer doktorunuz onaylıyorsa, burun tıkanıklığı için çocuk burun damlalarını 5 günü geçmemek koşuluyla kullanabilirsiniz.

Eğer çocukta kronik sinüzit varsa mutlaka bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Sebep olarak sorumlu tutulabilecek bir geniz eti saptanmışsa öncelikle bir geniz eti ameliyatı yapılır. Eğer geniz eti sinüslerin temizlenme yolunu tıkıyor ise ya da mikropları barındırarak sinüzit oluşumuna sebep veriyor ise ameliyatla çıkarılması gerekebilir. Geniz eti ameliyatı çoğu çocukta sinüslerin rahatlamasına yardımcı olmaktadır. Ancak bu ameliyat, sinüziti tamamen iyileştirir demek doğru değildir. Çocuklarda doğrudan sinüs ameliyatına başvurulmaz, çok gerekli olmadıkça herhangi bir burun ameliyatı yapılmaz. Fakat mecbur kalındığında da deneyimli bir uzman tarafından minimal bir cerrahi planlanmalıdır. Ayrıca aileye de bu yapılan ameliyatın nihai ameliyat olmayabileceği ve daha sonraki zamanlarda ek ameliyat veya ameliyatlara ihtiyaç duyulabileceği mutlaka anlatılmalıdır.

< Yukarı >



BURUN KANAMALARI
Burun kanamaları ön ve arka kanamalar olarak ikiye ayrılabilir.

1. Ön kanamalar: Burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran ya da oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
2. Arka kanamalar: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir.

Burun kanamasının nedenleri nelerdir?

Burun kanamalarının birçok sebebi vardır. En sık karşılaştığımız neden burnun hemen girişinde bulunan yüzeyel damarların çatlamasıdır. Bu kanamaların sebebi, "buruna darbe, hava kuruluğu, tansiyon yükselmesi, sıcak ve kuru hava" olabilir. Bütün burun kanamalarının yaklaşık %90'ı bu tür kanamalardır. Özellikle yaşlı insanlarda tansiyon yükselmesi ile oluşan kanamalar, damar çeperlerinin kireçlenmiş olmasından dolayı kolay kolay durmazlar. Kişinin hem tansiyonu hem de kanaması kontrol altına alınmalıdır.
Burun iltihapları, sinüzitler, nadir görülen burun tümörleri de kanamaya yol açabilirler, hatta bazen ilk bulgudurlar.Kanamaya meyil yaratan bazı hastalıklar ve kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde de burun kanamaları görülebilir.

Kanama durumunda ne yapılabilir?
Özellikle şiddetli burun kanamalarında genellikle ilk yapılacak iş, sebebine bakılmaksızın kanamanın durdurulmasıdır. Özellikle önden gelen kanamalarda hastanın burnunu soğuk su ile temizlemesi, burun içerisindeki pıhtıları sümkürmesi ve burun kanatlarının beş dakika kadar iyice sıkılması çoğu kez yeterli olur.
Kanama durdurulduktan sonra sebebi konusunda bazı araştırmalar yapılmalıdır. Sebebin araştırılmasında yapılması gereken ilk şey hastanın muayenesidir. Birçok kez muayene ile sebep anlaşılır. Şüphelenilen sebebe göre yapılabilecek tetkikler şunlardır.

• Tansiyon ölçülmesi
• Sinüzit filmlerinin çekilmesi (normal filmler ya da tomografi)
• Barsak paraziti araştırılması
• Kanama ve pıhtılaşma testleri
• Kan hastalıkları ile ilgili testler
Birçok burun kanaması kendiliğinden ya da hastanın burun ucunu tutması ve soğuk uygulaması ile durur. Ancak bu şekilde durmayan kanamalar doktor müdahelesini gerektirir.

Kanamayı durdurmak için doktor tarafından yapılabilcek müdaheleler nelerdir?
Damarın Yakılması: Hafif derecedeki sık tekrarlayan kanamalar için kullanılır. Burun bölmesinin ön kısmındaki damar ağına kimyasal maddeler uygulanarak kanamanın önlenmesine çalışılır. Her iki tarafa uygulandığında veya aşırı kimyasal madde uygulandığında burun bölmesinin delinmesi riski vardır.

Tampon konulması: Sık uygulanan bir tedavi yöntemidir. Burun ucunun tutulması ya da soğuk uygulama ile durdurulamayan kanamalarda kullanılır. Burun boşluğuna konan tampon kanayan damar üzerine baskı yaparak kanamayı durdurur. Tampon olarak antibiyotikli kremler sürülmüş gazlı bez kullanılabileceği gibi, ortasında hastanın nefes almasını sağlayacak borunun bulunduğu daha konforlu tamponlar da kullanılabilir. Tamponlar genellikle 48 saat sonra çıkarılır. Daha uzun süre kalması infeksiyonlara yol açabilir. Tampon süresince hastaya antibiyotik verilmesi ihmal edilmemelidir. Bazen burun kanamasının kaynağı burnun arka bölümleridir ve önden konan tamponlarla durdurulamaz. Bu durumda arka (posterior) tampon denen ve ağız içinden sokularak burnun arka kısmına yerleştirilen tampon kullanılır.

Damarların Bağlanması: Bu işlem bir ameliyattır ve hastanın hayatını tehdit edecek şiddette olan ve tampon konmasıyla durmayan kanamalarda kullanılır. Kanamanın yerine göre belirlenen damar bazen sinüs içinden bazen de boyun açılarak bağlanır.
Birçok kez hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdurabilir. Hastanın ilk yapması gereken şey burun ucunu sıkıca tutarak başın öne doğru eğilmesidir. Eğer baş arkaya doğru eğilirse kanın genizden boğaza gitme ihtimali artar. Burun üzerine soğuk uygulaması da faydalıdır. Hatta hasta burun ön kısmına tampon görevini üstlenecek bir gazlı bez de koyabilir. Ancak hastanın kendi uyguladığı yöntemler kanamayı durdursa da mutlaka uygun zamanda bir KBB uzmanına muayene olmalıdır.

< Yukarı >



KULAK BURUN BOĞAZ YABANCI CİSİMLERİ 
Yabancı cisimler özellikle çocukların kulak, burun, boğaz ve yemek borusu veya solunum yollarına kaçabilirler.Çocukların çoğu kez oyuncak parçaları, boncuk, toka, bozuk para, dikiş ya da toplu iğne gibi cisimleri ağız, kulak veya burunlarına sokmaları ile ciddi olabilecek acil sorunlara yol açabilirler.

Erişkinlerde bu türden sorunlara çoğu kez kazara, şakalaşırken ya da zihinsel gerilik veya nörolojik hastalıkların varlığında rastlanılır. Herhangi bir maddenin özellikle burun boğaz yollarına kaçması halinde bir an önce çıkarılması gerekir.

Kulakta Yabancı Cisimler:


Yabancı cisimler genellikle kulak kanalında kalırlar. En sık rastladığımız maddeler :

• yiyecek maddeleri, meyve çekirdekleri, kuru yemişler
• böcekler
• oyuncaklar ve parçaları
• düğme ve boncuklar
• mum boya parçaları
• küçük piller

Kulakta yabancı cismin belirtileri nelerdir?
Bazen kulaktaki yabancı cisimler herhangi bir belirti vermeyebilir. Bazı nesneler, örneğin; yiyecek maddeleri veya böcekler ağrı, kızarıklık veya akıntıya yol açabilir. İşitme azlığı, cismin kulak kanalını ne kadar tıkadığına bağlıdır. Özellikle böcekler hareket ve sesleri ile çok rahatsızlık verir.

Kulaktaki yabancı cisimlerin çıkarılması:
Öncelikle bir KBB uzmanı bulunmalıdır. Ehil olmayan kişilerin yabancı cisimleri çıkarmaya çalışması geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir.
Kulaktaki yabancı cismin kulaktan tamamen çıkarılması tedavinin esasını oluşturur. Kulaktaki yabancı cisimleri çıkartmak için sivri, uzun cisimler sokmak doğru değildir. Kulak kepçesi küçük çocukta geriye ve aşağıya büyükte geriye ve yukarıya çekilerek uygun aletle cisim çıkarılır. Özellikle yuvarlak cisimleri tutarak çıkarmak tehlikelidir. Tutmaya çalışıldığında daha derine kaçabilir.Kulak kanalındaki cismi çıkarmak için aşağıdaki yöntemler, doktor tarafından uygulanabilir:
• Kulağa sokulan çeşitli aletlerle cismin arkasına geçilerek dışarı çekmeye çalışılır.
• Aspiratör ile vakumla çekilebilir
• Mikroskop eşliğinde çeşitli tutacaklarla çıkarılabilir.
Yabancı cisim çıkarıldıktan sonra her iki kulak tekrar değerlendirilir. Çünkü bazen çocuklar her iki kulağa da bir şeyler sokmuş olabilirler. Kulak kanalı zedelenmişse antibiyotikli damlalar kullanılabilir.

Burunda yabancı cisimler:
Çocuğun burnuna sokabildiği yabancı cisimler genellikle yumuşaktırlar. Bunların arasında kağıt mendil, toprak, oyuncak parçaları, silgi sayılabilir. Bazen çocuk bir şeyleri koklamaya çalıştığında da burnuna kaçabilir. Genellikle çocuklar sıkıldıklarında, meraklandıklarında veya başka çocukları taklit ettikleri zaman burunlarına maddeleri sokarlar.

Burunda yabancı maddenin belirtileri nelerdir ?
Burunda yabancı cismin en sık belirtisi burun akıntısıdır. Genellikle objenin olduğu taraftan, kötü kokulu, iltihaplı veya kanlı akıntı görülebilir.

Burunda yabancı cisimleri tedavisi:
Tedavide doktor tarafından yabancı cismin burundan çıkarılması esastır. Buruna sivri, uzun cisimler sokmamak gerekir. Yabancı cismin olduğu tarafın karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür. Bazen çocukların burnundan cismi çıkarabilmek için çocuğun sakinleştirilmesi gerekebilir. Bu durumda, hastane koşullarında, problemin boyutuna göre, çocukla anlaşarak uygulama yapılır. KBB uzmanı aşağıdaki yöntemlerle çocuğun burnundan cismi çıkaracaktır:
• Metal uçlu aspiratörler ile vakumlayarak çekmek
• Cismin arkasına ulaşan aletlerle çekerek çıkarmak
• Endoskopik görüntüleme eşliğinde tutarak çekmek
Eğer cisim çok derindeyse ileri itip, ağza düşürerek çıkarılabilir. Fakat bu yöntem, cisim çocuğun soluk borusuna kaçma riski taşıdığından, deneyimli ellerce uygulanmalıdır. Cisim çıkarıldıktan sonra duruma göre burun damlaları veya antibiyotik reçete edilebilir.

Solunum yolunda yabancı cisim:
Solunum yollarında yabancı cisim hızlı tedavi gerektiren acil bir durumdur. Yabancı cisim aşağıya doğru daralan solunum yollarında sıkışarak akciğerlerin herhangi bir bölümünü tıkayabilir. Solunum yollarında yabancı cisim, 5 yaş altı çocuklarda ev kazalarına bağlı ölüm nedenlerinin yaklaşık %10unu oluşturmaktadır.
Diğer bölgelerin yabancı cisim problemleri gibi, çocuklar sıkıldıklarında veya meraklandıklarında ağızlarına bir şeyler sokmaya eğilimlidirler. Böyle bir durumda yabancı cisim yemek borusu ya da nefes borusuna kaçabilir. Nefes borusuna kaçması halinde durum daha acil ve önemlidir. Ayrıca yemekler dişleri tamamlanmamış çocuklarda, yemeğin düzgün çiğnenememesi nedeniyle, tıkanma sebebi olabilir.
7 ay ile 4 yaş arası çocukların çeşitli küçük cisimlerle (tohumlar, oyuncak parçaları, üzüm tanesi, bozuk para, çakıl taşı, fındık, düğme, toplu iğne) boğulma riskleri vardır. Çocuklara bu nedenle yakından göz kulak olunmalıdır.

Solunum yollarında yabancı cismin belirtileri nelerdir?
Yabancı cismi soluk borusuna kaçması acil tedavi gerektirir. Her çocuğun belirtileri farklı olabilmekle birlikte, çocuğun yabancı cisim nedeniyle tıkandığının en sık belirtileri şunlardır:
• nefesinin kesilmesi, tıkanması, morarma, öğürme
• öksürük
• nefes alıp verirken ıslığa benzer bir ses olması (ötme sesi)

Bazı durumlarda başlangıçtaki, yukarıda sayılan belirtiler hafiflese de yabancı cisim halen solunum yollarını tıkıyor olabilir. Bu durumda tıkanmanın diğer belirtileri de bilinmelidir:
• hırıltılı solunum
• kötüleşen öksürük
• çocuğun konuşamaması
• boğaz veya göğüste ağrı olması
• ses kısıklığı
• dudaklarda morarma
• nefes alamama
• çocuğun bilincini kaybetmesi

Solunum yollarındaki yabancı cisimlerin tedavisi:
Boğaza takılan yabancı cisim, elle ulaşılabiliyorsa elle çıkarılır. Aksi takdirde çocuksa baş aşağı tutularak, büyükçe iki kürek kemiği arasına vurularak yardım edilir. Sorunun ciddiyeti ve tedavisi hava yolundaki tıkanıklığın derecesine bağlıdır. Eğer çocuğun tıkanması tam ise, çocuk nefes alamayacak, konuşamayacak ve dudakları moraracaktır. Bu durum acil müdahale gerektirdiğinden hemen acil servise başvurulmalıdır. Bazen yabancı cismin çıkarılabilmesi için ameliyat gerekebilir. Diğer hafif bulguların görüldüğü konuşabilen ve nefes alabilen çocuklar, zaman kaybetmeden hastaneye götürülmelidirler.

Yemek borusu yabancı cisimlerinin belirtileri ve tedavisi:
Yemek borusuna takılan yabancı cisimler çoğu kez daha az gürültülü bir klinik tabloya yol açarlar. Çocuklar ellerine geçen pek çok şeyi ağızlarına gördüklerinden çevrelerinde bu tür yutulabilecek cisimler bırakmamak çok önemli bir korunma sağlar. Eğer yutulan yabancı cisim yemek borusu çapından daha büyük ise yemek borusunda takılı kalır . Hastada yutkunma güçlüğü boğaz ağrısı, nefes darlığı gibi şiddetleri değişebilen belirtiler ortaya çıkabilir.


Yemek borusu yabancı cisimleri de mutlaka hastaneye başvurmayı gerektirir . Bu cisimler cinslerine , büyüklüklerine ve takıldıklara yere bağlı olarak basit yada ameliyathaneyi gerektiren önlemlerle çıkartılırlar.

< Yukarı >



BADEMCİK VE GENİZ ETİ
Bademcik ve geniz eti vücudun savunma sisteminde rol oynayan lenfoid hücrelerden meydana gelmiştir. Bağışıklık sistemi elemanlarından lenfositlerin yapımında da rol oynarlar.
Bu rolü üstlenmiş olmalarına karşın sık enfeksiyon geçirmeleri halinde enfeksiyon kaynağı olarak vücuda zararlı hale gelebilirler. Bazen sadece normalden iri oldukları için sorun çıkarırlar. Solunumu zorlaştırıp horlamaya ve apneye (uykuda nefes durması) neden olabilirler. Büyümüş geniz eti orta kulakta sıvı toplanması nedeniyle sinsice işitme kaybına da yol açabilir. Ağız ve çene yapısını etkileyip yüz ve diş görünümünü olumsuz etkilerler. Aslında yenidoğanda anneden geçen immünglobulinler nedeniyle hem bademcikler hem de geniz eti küçüktür. Okul öncesi yaşlarda büyürken 6-7 yaşlarından itibaren küçülme eğilimi gösterirler.
Özellikle bademcik enfeksiyonunda uygun tedavi yapılmayan hastalarda ileride kalp kapakçık problemleri, böbrek hastalıkları ve eklem romatizmaları görülebilir.
İlaç tedavisiyle yeterli sonuç alınamayan hastalarda cerrahi müdahale gerekir.
Bademcik ve geniz eti için ameliyat gerektiren durumlar nelerdir ?
• İleri derecede solunum yolu tıkanması ve apne
• Bademcik apsesi
• Bademcikte kötü huylu tümör şüphesi
• Sık bademcik enfeksiyonu geçirmek. (Son bir yılda 7 kez son iki yılda 5’er kez şeklinde değerlendirilebilir).
• Bademcik ve geniz eti enfeksiyonuna bağlı sık kulak enfeksiyonu geçirmek.
• Özellikle büyük geniz eti nedeniyle çene ve yüz şeklinde değişme
• Geniz eti büyüklüğüne bağlı orta kulakta sıvı toplanması

Ameliyatın riski nedir?
Dünyada en sık yapılan ameliyatların başında gelen bademcik ameliyatında ciddi komplikasyon riski düşüktür. Cerrahiye ve/veya anesteziye bağlı risk oranı 1/13000 civarındadır. Ameliyat sonrası ciddi kanama riski ise %0,5 tir.
Ameliyat olanlarda farenjit olma riski artar mı?
Bu inanış doğru değildir. Ameliyat olanlarda ve olmayan popülasyonda farenjit olma riski aynıdır.
Hangi yaşta ameliyat yapılmalıdır?
Hastayı çok zora sokmuyorsa alt sınır 3 yaş civarı olmalıdır. Üst yaş için belli bir sınır yoktur.

< Yukarı >



BEBEĞİM NORMAL İŞİTİYOR MU?

Çocuğunuzun işitme kaybı olup olmadığının belirlenmesi için bazı testler mevcuttur. Bu testlere başvurmadan önce işitme kaybı riskini arttıran konuların bilinmesi gerekir.
Gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonların çocuğun işitmesiyle ilgisi olabilir mi?
Başta kızamıkçık olmak üzere geçirilen bazı virüs enfeksiyonları doğuştan işitme kaybına yol açabilir. Ayrıca bilinçsizce kullanılan ilaçlar da aynı sonuca neden olabilir.
Yenidoğan çocukta (ilk 1 aya kadar) hangi durumlarda
duyma kaybından şüphelenmeliyiz?

Düşük doğum ağırlığı mevcutsa (1500 gram ve altı)
Menenjit geçirdiyse
Sarılık nedeniyle kan değişimi uygulandıysa ya da uygun olmayan ilaçlar kullanıldıysa
Yüz görünümünde ve kulaklarda görüntü olarak anormallik varsa
Yoğun bakımda 1 haftadan uzun kaldıysa işitme kaybı riski yükselmiş demektir.

Yenidoğan döneminden sonra 6 aya kadar hangi konulara dikkat etmek gerekir?
Yine menenjit gibi bir hastalık ya da kafa travması (başını çarpma- düşme) geçirip geçirmediği, nörolojik bir bozukluğu olup olmadığı, dikkatsiz antibiyotik kullanımı yanı sıra,
Gürültüye tepki vermiyorsa
Başını sesinize doğru çevirmiyorsa
Sesleri taklit etmiyorsa
Kulakta sıvı toplanıyor ya da sık orta kulak iltihabı oluyorsa değişik derecelerde işitme kayıpları gelişmiş olabilir(6 aydan sonra daha çok görülür)6 ay- 1 yaş arası çocuklar konuşma sesi çıkarabilmeli, sorulduğunda tanıdık eşya ve şahısları gösterebilmelidir.

1-2 yaş arası çocuklarda işitme kaybını düşündüren faktörler nelerdir?
Seslere karşı duyarsız ise, aynı yaştaki çocuklardan konuşma yönünden geri ise, televizyon sesini açmak gerekiyorsa ve sık tekrarlayan orta kulak problemleri varsa işitme kaybından şüphe etmek gerekir.

Ne yapmalı?
Doğumsal işitme kaybı olup olmadığının anlaşılması için doğduktan sonraki ilk günlerde yapılan işitme testi bir çok gelişmiş ülkede rutin bir uygulamadır. İşitme testlerinin çocuğa bir zararı olmaz. Daha sonraki dönemlerde şüpheniz olduğunda KBB muayenesi sonrası doktorunuzun uygun gördüğü testleri yaptırmalısınız. Erken başlayan işitme kaybı çocukta konuşma problemine de yol açar. İletişim sorunlarının büyümesi çocuğun psikolojik gelişimini de olumsuz yönde etkiler. Erken müdahale her zaman çocuğun bu sorununu daha rahat aşmasını sağlar. Gereken hastalara ameliyat, işitme cihazı ve/veya konuşma terapisi uygulanır.

< Yukarı >



KULAKTA SIVI TOPLANMASI VE KULAK TÜPÜ AMELİYATI

Orta kulakta sıvı toplanması neden olur?
Orta kulak, kulak zarının arkasında yer alır. İçinde işitmeyi sağlayan örs, üzengi ve çekiç kemikçikleri bulunur. Dış ortamdan gelen ses zarı titreştirir ve bu kemikçikler aracılığıyla işitme sinirine ve beyne ulaştırılır. Orta kulak östaki borusu aracılığıyla burun arka kısmıyla (geniz)irtibat halindedir.

Östaki borusu sayesinde orta kulak hava almakta ve bu sayede iç basıncı atmosfer basıncıyla eşit hale gelmektedir. Östakide fonksiyon bozukluğu olursa hem orta kulak havalanamaz hem de negatif basınç nedeniyle zarda çökme olur. Orta kulak içinde sinsice sıvı birikimi başlar. Bu sıvının kıvamı ve miktarı gittikçe artarak işitme kaybını başlatır.

Östaki borusunda fonksiyon bozukluğu hangi durumlarda olabilir ?
Çocuklarda gerek çapının dar olması gerekse daha yatay pozisyonda olması nedeniyle burun ve boğazdan enfeksiyon yapıcı ajanlar daha kolaylıkla

kulağa gelirler. Bu tip geçirilmiş enfeksiyonlar östakide yapışıklıklara ve çalışma bozukluklarına yol açabilir. Bunun yanı sıra büyümüş geniz eti ve alerjik burunlarda östaki ağzı çevre dokuların şişmesiyle tıkanarak fonksiyon bozukluğuna yol açar. Doğuştan yarık damak bulunması bir başka yetersiz östaki fonksiyon sebebidir.

Kulak tüpü ameliyatı nedir, ne zaman yaptırmak gerekir?
Orta kulak basıncını atmosfer basıncıyla eşitlemek gerekir. Bu nedenle kulak zarı üzerinde küçük bir pencereye ihtiyaç vardır. Genel anestezi altında kulak zarında 2mm’lik bir kesi yapıldıktan sonra kibrit çöpü başından daha küçük boyuttaki silikon kulak tüpü zarın üstüne mikroskop görüntüsü altında yerleştirilir. Tüpün şekli iplik makarasını andırır. Bir ucu zarın arkasında bir ucu dışındadır. Ameliyat yaklaşık 20-30 dk sürer.

İlaç tedavisiyle iyileşmeyen tekrarlayıcı seröz otitlere (orta kulakta sıvı)tüp takmak gerekir.

İlaç tedavisi sırasında düzenli olarak orta kulak basıncı takip edilir. Çocuk hastaların büyük çoğunluğunda aynı seansta geniz eti ameliyatı da yapılır. Böylece östaki ağzı da açılmış olur.

Geniz eti olmayan çocuklarda tüp tatbiki öncesi burundan basınçlı hava verme yöntemi denenebilir ancak başarısı sınırlıdır.
Sık tekrarlayan orta kulak iltihaplarında da (akut otit) kulak zarına havalandırma tüpü takmak yararlı olur.

Tüp nasıl ve ne zaman çıkar? Ameliyat sonrası nelere dikkat etmek gerekir?
Hastaya göre değişmekle birlikte normal şartlarda bir tüpün 9 ay sağlıklı bir şekilde çalışmış olması yeterlidir. 12 ay civarında tüpler kendiliğinden dış kulak yoluna atılırlar. Eğer kendiliğinden atmamışsa ne zaman çıkması gerektiğine doktoru karar verir. Özellikle tekrarlayan hastalıklarda ve tekrar ameliyat gereken vakalarda tüplerin uzun yıllar atılmaması istenebilir. Ameliyat sonrası havuza denize girmek kulaktan su kaçar endişesi yaratır. Kulağa dıştan su kaçmaması için korunmasının faydası tartışmalıdır.

< Yukarı >

ANASAYFA
AnaSayfa
   
© 2009 Op.Dr.Bahadır BAYKAL
 Kulak Burun Boğaz-Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı

Bu site en iyi 1024x768 çözünürlük ve Explorer 6.0 ve üstü Tarayıcı ile izlenebilir